27 Haz 2015

Göztepe'nin Vizyonu Üzerine

Geçtiğimiz sezon TFF 2. Lig Kırmızı Grup'u şampiyon olarak tamamlayan Göztepe transfer dönemine de hızlı bir giriş yaptı. Ancak Göztepe'nin bu sezon izlediği transfer politikasından görüyoruz ki transferler her Türk takımının lig yükseldikten sonra sil baştan o lige yetecek bir kadro kurmasından ibaret değil, geleceğe. Süper Lig'e dönük, sistem oturtmaya çalışan bir vizyon içeriyor.


Geçmiş tecrübelerden ders çıkarılması sevindirici, çünkü bu takım yıllarca "parayı basıp topçu getirme" düşüncesiyle 3-4 yıldır süründü, ah-vah ettirdi. Bu kadar olaydan sonra yeni başkanla birlikte bir-iki adım sonrasını görerek adım atmaya başladı ve Metin Diyadin ile anlaştı. Ayrıca Göztepe'nin çocuğu olan Mehmet Sepil'in taraftarla bütünleşmesi, oluşan aile görüntüsü hem Göztepe, hem de Türk futbolu adına çok güzel şeyler. Takıma yeni vizyon katan başkan Mehmet Sepil ve Metin Diyadin'e attıkları bu güzel adımlardan dolayı teşekkür etmek lazım. Taraftar her sene bir üst lig istemiyor, bu süreklilik de arz etmez zaten. Kalıcı olarak başarı elde etmek için tohumları ekmek, sonra semeresini beklemek lazım. Paralar yağdırıp hemen Süper Lig'e çıkmaktansa mantalitenizi, kadronuzu, altyapınızı, ekonomik yapınızı, tesislerinizi oturtarak yola çıkmak kalıcılığı sağlayacaktır. Başarıya ulaşır veya ulaşmaz Sepil-Diyadin işbirliği ama güzel tohumlar ektiği şüphesiz. Bu vizyona dönük transferler de yapılmaya başlandı ama bunu ayrı bir yazı olarak ele alacağım.

Ayrıca Göztepe'nin hedefleri sadece futbolda değil. Hentbolda da Süper Lig'de kalıcı olmak isteniyor, hatta diğer branşlarda da aktif takımlar kurulmak istendiği, hatta voleybol ve bayan basketbol için Konak Belediyespor'un haklarının alınmak istendiği biliniyor. Bir zamanlar hentbol takımına "Göztepe Hentbol Yaşayacak" projesiyle 1 TL ye piksel satan taraftarın mücadelesinin boşa çıkmamış olması ne güzel şey!


21 Haz 2015

Gökhan Değirmenci - Galatasaray Bu Sezon Kimleri Almalı #1

Bu sene Türkiye'de bir ilki gerçekleştirip 4. yıldızı göğsünde taşıyacak olan Galatasaray'ın kadrosu şampiyon oldu ama Galatasaray'ın "şampiyon kadrosu" yoktu. Bu nokta apayrı bir yazı konusu olacağından, nedene değil sonuca dönük çalışma yapmanın daha faydalı olacağınız düşünerek, Galatasaray için gerçekçi transfer önerilerini bu yazıda derlemeye çalıştım.

Herhalde Galatasaray'ın en güvenilir bölgesi desek yanlış olmaz. Muslera Copa America'ya güzel başlamış olsa da Galatasaray'ın isteyeceği parayı verecek kulüp çıkmaz, Muslera da İstanbul'da kalmaya devam eder diye düşünüyorum. Ancak Muslera'nın yokluğunda hala güvenilir, tecrübeli bir kaleci eksikliği yaşanıyor. Bu liste için Mert Günok şüphesiz en iyi öneri olacaktı ancak Bursaspor ile anlaştığını biliyoruz. Zaten bu transfer Mert'e haksızlık olurdu, 26 yaşına gelmiş Mert gibi bir kalecinin yedek beklemesi onu çürütürdü.

Gökhan Değirmenci
(26, Bonservissiz, Kayseri Erciyesspor)

Yıllardır Kayserispor'da yabancı kalecilerin sakatlığıyla forma bulan, zaman zaman onları kesen Gökhan'ın etkili performansı dikkat çekse de özellikle son iki yıldır Erciyesspor'la yükselen bir grafiği ve edindiği tecrübesi var. Süper Lig'de Galatasaray'ı zor zamanlarında taşıyabilecek olan Gökhan, hırsı ve tutkusuyla da stresli maçların üstesinden gelebilir, kendini geliştirebilir.

Sezon sonunda Erciyesspor'a veda edip 6 yıllık Kayseri kariyerini noktaladığını açıklayan 26 yaşındaki eldivenin bonservisi elinde. Galatasaray çok makul bir yıllık ücrete kendisiyle anlaşabilir. Galatasaray'da kulübe için en ideal isim olur, kaçırılmamalı. 

Gökhan Değirmenci hakkında;
Yaş: 26 (1989)
Kulüp: Kayseri Erciyesspor
Geçmiş : Altay - Kayserispor Değer: 2 Milyon Euro
Boy : 1.85 m
Piyasa Değeri : 2 Milyon Euro
İstatistik :


Golcünün Dönüşü

Merhabalar, uzunca bir süre futboldan kopmak mümkün olmasa dahi blog yazılarıma ara vermiştim. Devre arası bitti, yeniden Göztepe, liglerimiz ve scouting üzerine gözlemleme-analiz yazılarımla devam, yazılarım radikal blog'da da olacak, takipte kalın !

24 Şub 2013

Maç Sonrası : Oyuncular Farklı Ruh(suzluk) aynı!! Torku Konyaspor 2-0 Göztepe

Maç biterken de düşündüm ki, aslında yazılacak pek bir şey yok.Göztepe rutin dengesizliğine, pasif, sönük oyununa devam ediyor.Kimse bu oyuna şaşkın ya da hayal kırıklığına uğramış değil.Sadece kızgınlar, bıkkınlar.
Maça hızlı başlayan Konyaspor'u devre arası bombası Ars'ın taşıyacağı düşünülüyordu ve böyle de oldu.Ars maça çok istekli başladı ve ilk dakikada sayılmayan golüne rağmen bu maçta skorboarda ismini yazdırdı.Ayrıca ilk golü atan Erdal'ın oyunu da başarılıydı.Maç her zamanki Göztepe maçları gibiydi.Durağan, ortada, boş.Konyaspor da pek çok pozisyona girmesine, net fırsatlar yakalamasına rağmen maça odaklanamamış görünümü verdi.Kritik bir üç puanla morallendiler.

Göztepe'ye gelince Ali Bilgin saçma sapan paslarla 1-0'a razı Konyaspor'u adeta kendi sahasına davet eder gibiydi.Kemal Kılıç'ın Herve Tum'daki ısrarını ise anlamış değilim.Sneijder gibi bir oyuncu bile kritik bir Şampiyonlar Ligi maçında ilk yarı sonunda oyundan alınabiliyor ya da kulübede tutulabiliyorken,fiziksel anlamda olmayan bir oyuncuyu ilk 11e almış olması da tam bir muamma.Bütün topları ezdi, saçma fauller yaptı.İşin kötü yanı üzüm üzüme baka baka kararır hesabı Ergin de ona dönecek.Ali Kuçik ise çok formsuzdu.Yakalanan iki pozisyon(cuk)da kötü vuruşlarda bulundu, genel itibari ile de kötüydü.Zaten başka bişey olması beklenemezdi tüm takım kötü oynarken.Hakan Ateş de vasattı, iyi niyetli bikaç girişimi oldu ancak ileri uçtaki verimsizliğin kurbanı oldu.Kemal Kılıç Halil ile takımı canlandırmak istedi ancak o da tek başına saman alevi gibi kaldı.

Bence maçlara teker teker bakmaktan ziyade Göztepe'nin son 1,5 sezonluk periyodunu yönetimin, veya ilgili kimse bu kişilerin derince masaya yatırılıp çözülmesi gerekiyor.Tutuk, basireti bağlanmış, ruhsuz bir takım görmekten kanser oldu taraftar.Oyuncular, teknik ekipler farklı fakat sahadaki ruhsuzluk aynı!!

Küçük bir öneri : Maçlara Ümit İnal hoca olarak çıksın, takım daha derli toplu duruyor onunla.


11 Haz 2012

Euro 2012 Öncesi Takım İncelemeleri # Polonya

Borgesblog'da yayınlanan yazımın TAMAMIDIR!

Ev sahibi Polonya, son zamanlarda bekleneni veremeyen takımlardan.Ancak Polonya evsahipliğini de arkasına alarak mazideki başarıların (74 ve 82 Dünya Kupası üçüncülükleri) üzerine bir yenisini eklemek istiyorlar.Potansiyelleri var mı? Her zaman, ancak uygulayabilirler mi o kısım şüpheli.

Teknik Direktör : Franciszek Smuda
Aslında Smuda yabancı olduğumuz birisi değil.89-90 sezonunda Altay'ı oradan bir yıl sonra da iki sezon Konyaspor'un başında teknik adamlık yaptı, Konya'yı küme düşürmesiyle beraber Polonya'nın yolunu tuttu.Legia, Wisla ve Lech Poznan gibi büyük takımları da çalıştırdıktan sonra Ekim 2009'dan beri Polonya milli takımının başında.Eleme maçları oynamamış olmaları onlar için dezavantaj.


Taktiksel olarak Smuda Polonya'nın başına ilk gelişinde 4-3-3 gibi cesur bir taktik ve açık oyun tarzı ile 6-0 lık İspanya hezimetini yaşadı ve yoğun eleştirilere maruz kaldı.


Ancak Smuda bir süre sonra 4-2-3-1 ile presli ve kısa paslı oyun sistemini oturtmaya başladı ve iyi sonuçlar alarak takımı adına umut tohumları saçtı.
Zaman zaman Smuda ileride ve geride çabuk çoğalan, paslı ve çeşitli kanat varyasyonları deneyen bir takım da ortaya koyabiliyor veya kontra ataklarla topu Lewandowski'ye havale ediyorlar.


Kadro
Smuda'nın geçtiğimiz haftalarda açıkladığı 26 kişilik kadroda genelde teknik olarak birbirine benzeyen isimler var.Özellikle kanat oyuncuları birbirine çok benziyorlar.
Kimisi yaşadığı düşüşten kurtulmak, kimisi de kendisini Avrupa'ya göstermek istiyor.Kadrodaki isimler genelde formlarıyla formayı kapanlar, ancak Brozek gibi formalite olarak girenler de var.
Smuda'nın oluşturduğu kadroda gençler ağırlıkta.Bu kadar genç isim varken Ariel Borysiuk'un kadroya alınmaması beni şaşırttı.Bu turnuvada kendini ispatlayacak potansiyeli olan bir isimdi.


Smuda'nın 26 kişilik kadrosunun tamamı  ise şu şekilde;

Kaleciler: Łukasz Fabiański (Arsenal FC), Wojciech Szczęsny (Arsenal FC), Przemysław Tytoń (PSV Eindhoven).
Defanslar: Sebastian Boenisch (SV Werder Bremen), Kamil Glik (Torino FC), Tomasz Jodłowiec (KSP Polonia Warszawa), Marcin Kamiński (KKS Lech Poznań), Damien Perquis (FC Sochaux-Montbéliard), Łukasz Piszczek (Borussia Dortmund), Marcin Wasilewski (RSC Anderlecht), Jakub Wawrzyniak (Legia Warszawa), Grzegorz Wojtkowiak (KKS Lech Poznań).
Ortasahalar: Jakub Błaszczykowski (Borussia Dortmund), Dariusz Dudka (AJ Auxerre), Kamil Grosicki (Sivasspor), Adam Matuszczyk (Fortuna Düsseldorf 1895), Adrian Mierzejewski (Trabzonspor AŞ), Rafal Murawski (KKS Lech Poznań), Eugen Polanski (1. FSV Mainz), Ludovic Obraniak (FC Girondins de Bordeaux), Maciej Rybus (FC Terek Grozny), Rafał Wolski (Legia Warszawa).
Forvetler: Paweł Brożek (Celtic FC), Michał Kucharczyk (Legia Warszawa), Robert Lewandowski (Borussia Dortmund), Artur Sobiech (Hannover 96).
Ayrıca yedek kadro ;
Kaleci: Grzegorz Sandomierski (Jagiellonia Białystok)
Defanslar: Arkadiusz Głowacki (Trabzonspor AŞ), Marcin Komorowski (FC Terek Grozny)
Ortasahalar: Ariel Borysiuk (1. FC Kaiserslautern), Michał Żyro (Legia Warszawa)
Forvetler: Ireneusz Jeleń (LOSC Lille Métropole), Arkadiusz Piech (Ruch Chorzów)


Kadrodan küçük küçük notlar;

  • Birinci kaleci Arsenalli Szczesny, arkasından yine Arsenal'de de onun yedeği olan Fabianski geliyor.Polonya basınında kimi kesim Fabianski yerine Watford'ta kiralık olan Kuszczak'ı alması gerektiğini dile getirmişti ancak kesinlikle katılmıyorum.Fabianski ondan daha iyi ve yeterli durumda.
  • Köln'ün ve milli takımın önemli isimlerinden Peszko, Nisan ayında alkollü bir durumda taksiciyle kavga ettiği için Smuda tarafından kadro dışı bırakılmıştı, hatta Smuda "Benim kadromda yeri yok" demişti.Polonya basınında affedildiği iddiaları ortadaydı ancak kadroya alınmayışı Smuda'nın tükürdüğünü yalamadığını gösteriyor.
  • Turnuva ortalamalarına göre oldukça genç bir takım olan Polonya'nın en yaşlı ismi 31 yaşındaki Wasilewski.
Yıldızlar & Dikkat Çekebilecek İsimler

 Robert Lewandowski : Henüz 23 yaşında olan Lewandowski, Polonya'nın en büyük umudu.Hızlı, teknik, çalımları ve vuruş kalitesi üst düzeyde..Zaman zaman kendisinde bir Hakan Şükür'ü görebilirsiniz.Almanya'da oynadığı iki sezonda kendini ispatladı hatta öyle ki basında kendisini Manchester United'in istediği konuşuluyor.Bu sezon tüm lig maçlarında oynadı ve 22 gol 10 asist gibi üst düzey bir istatistiği var.Bu sezon oldukça formda.Seyirci desteğini de arkasına alacak olan Polonya'da uluslararası ortamda kendini ıspatlamaya en yakın isim olarak görülmekte.Ayrıca turnuva öncesi otoriteler tarafından turnuvanın en iyi 6.golcüsü olarak gösterilmekte.Polonya'nın olası bir başarısında büyük pay sahibi olacağı kuşkusuz.Polonya'da dikkat edilmesi gereken en önemli isim.

Wojciech Szczesny : 22 yaşındaki genç file bekçisi bu sezon Arsenal'in kalesini tamamiyle devralmış durumda.A Milli takım düzeyinde ilk kez büyük bir turnuvaya çıkacak.Geçtiğimiz sezon yaptığı hatalarla çok konuşulsa da bu sezon kendisini toparlanmış buldum.Özellikle karşı karşıya çıkardığı bir çok net gol pozisyonu var.Turnuva heyecanı ve şanssızlığı yaşamazsa formunun üstüne koyacaktır.

Lukasz Piszczek : Dortmund'daki Polonyalı furyasının eserlerinden biri Piszczek.Sağ bekte görev alan oyuncu 45 maça ilk 11de başladı.Bu da ne denli dayanıklı ve istikrarlı oluşunun sadece sayılarla ıspatı.Ancak Piszczek'i diğer savunma oyuncularından ayıran önemli bir yan ise skora etki edebilen bir oyuncu oluşu, bindirmeleri ve ekstra koşularıyla takıma ofansif açıdan da büyük artısı oluyor.Savunmanın kaliteli isimlerinden.Polonya adına skora etki yaparsa şaşırmamalı.Şimdiden Real Madrid'in listesinde olduğunu belirtelim.Turnuvanın parlayanlarından olabilir.

Jakub Blaszczykowski (Kuba) : Dortmund menşeili olan, Polonya milli takımındaki üçüncü isim ayrıca Polonya'nın kaptanı.Genel olarak -coğrafi yakınlıktan dolayı da olabilir- Polonyalı oyuncular parlayınca Bundesliga'ya transfer oluyorlar.Formasında Kuba yazan oyuncu sağ açıkta iyi işler yapıyor ancak bence onu belirgin kılan ofansif özelliklerinin yanında defansif yanının oluşudur.Bu dengeyi kaybetmemesi Kuba ve takımı için büyük bir artı olacaktır.Ayrıca Piszczek ile kulüpte de aynı kanatta oynamaları çok büyük bir avantaj.Eğer ki önde basan bir Polonya izlersek Kuba'nın özelliklerini daha net görebileceksiniz.Bundesliga'da kaçırdığı bazı trajikomik gol pozisyonlarını bu turnuvada değerlendirir umarım!

Maciej Rybus: Rybus hakkında detaylıca yazmıştım.Kısa bir özet geçecek olursak 22 yaşındaki sol kanat oyuncusunun üst düzeydeki oyun zekası, pasları ve etkili şutları ile son iki sezondur Legia'nın lig ve Avrupa başarılarında pay sahibi olması onu Ocak ayında Terek tarafından transfer edilmesini sağladı, orada da çıkışını sürdürüyor.Smuda'nın formda isimlere forma vermesinden dolayı turnuvada sol kanadın Rybus'a emanet olacağı kanaatindeyim, güzel bir çıkış bekliyorum kendisinden.Rybus'un ilk turnuvası olacağı için -belki- büyük bir patlama yapamaz ancak oyunu dikkatli izleyenlerin aklında yer alacağı kuşkusuz.

Rafal Wolski: Yazılarımda bahsettiğim bir diğer Polonyalı Wolski.Henüz 19 yaşında ve bu turnuva için çok genç bir yaşta.Rybus'un Terek'e transferiyle daha sık forma şansı bulan Wolski Dortmund ve Werder gibi Alman devlerini şimdiden peşine takmış durumda.Ofansif ortasaha ve kanatlarda oynayabilen Wolski'nin şansı Peszko'nun yaşadığı alkol olaylarından dolayı kadro dışı kalmasıyla bir kez daha döndü ve milli takım kadrosuna alındı.19 yaşında bunu yaşaması bile ona büyük bir tecrübe katacaktır.Oyunu rahatça dikine oynayabilen bir oyuncu, teknik ve beceri olarak ise Rybus'tan bile daha potansiyelli.Maçlarda yeteneğini gösterirse varın siz düşünün halini !

Kadronun Görev Adamları

Dariusz Dudka: Savunmanın parlayacak isminin Piszczek olduğunu söylemiştim.Ancak takımda parlayacak isim olmasa da görev adamı olan bir joker var, o da Dudka.Oyuncu savunmanın her bölgesinde görev yapabilen bir ön libero.Hatta onu ortasahada bile görebilirsiniz.Verilen görevi yapacaktır.Ayrıca takımda 61 maç ile en tecrübeli isim.Bu sezon takımı Auxerre küme düştüğü için sezon sonu boşa çıkıyor ve o da kendini göstermek isteyecektir.Dudka hakkında detaylı bir incelemem de burada.Dudka'yı ya ön liberoda ya da Boenisch'in mevkisi olan sol bekte göreceğimizi düşünüyorum.

Marcin Wasilewski :  Polonya takımının en yaşlı ismi olan Wasilewski 31 yaşında.2009 da çok talihsiz bir şekilde ayağı kırılmıştı ve futbola dönmesi imkansız olarak görülüyordu ama o bunu başardı ve sahalara geri döndü.Sağ bekte ve stoperde görev alabiliyor.Belçika'da sert müdahaleleriyle tanınan oyuncu, takımı Anderlecht'te sağ bek olarak görev yapsa da milli takımında stoper olarak tercih ediliyor.Stoperdeki yeri garanti gibi.

Rafal Murawski: Polonya'nın tam anlamıyla tek box to box oyuncusu.Oldukça tecrübeli olmasıyla takımı ayakta tutacak isimlerden biri olduğunun ipucunu bizlere rahatlıkla veriyor.Tipik bir box to box oyuncusu.Pres yapar, topu korur-aktarır, ama arka plandadır.İyi bir performans gösterse bile ön planda olacak bir isim olmaz.


Jakub Wawrzyniak : Wawrztniak sezon başında Samsunspor'un transfer gündemindeydi ancak bu olmadı ve kendisi Legia'da kaldı.Geçtiğimiz sezon Ekstraklasa ve UEFA Avrupa Ligi'nde başarılı maçlar çıkardı.Genel olarak çok parlak bir isim değil ancak bu sezon formda.Boenisch'in sakatlığından dolayı sol bekte ya Wawrzyniak ya da Dudka oynayacak zannımca.Kendisini oyun tarzı olarak ligimizden vatandaşı olan Piotr Brozek'e benzetiyorum.

Roman Polanski : Polanski'ye de ince bir değineyim bir iki maçlık performansına şahit oldum standart bir ön libero oyuncusu görünümü veriyor.Pek öyle göze batmıyor.Bundesliga kumaşına sahip olduğunu unutmadan belirtelim.

Şansa İhtiyacı Olanlar

Kamil Grosicki : Ligimizden de yakın takıdığımız Grosicki'nin tek eksiği istikrar, yani devamlılık.Özellikle Süper Final'e yakın dönemlerde başlayan formsuzluğu nüksetmez ise turnuvada parlayabilir.Kişisel görüşüm Grosicki'nin bu turnuvada kendini ıspatlama olasılığının düşük olduğu yönünde çünkü Grosicki milli takımda bir türlü bekleneni veremiyor ayrıca mevkisinde ondan bir iki gömlek üstün olan Kuba bulunuyorken.Olası bir sakatlıkta forma şansı bulacağını düşünüyorum.


Adrian Mierzejewski:
Adrian için Trabzon kariyeri beklediği gibi gitmiyor.Hatta Trabzon'a gelen Polonyalıların kariyeri beklediği gibi gitmedi.Milli takıma alınmasına şaşıran Adrian bu sezon Varşova'daki veriminden oldukça uzaktı.2010-2011 de Ekstraklasa'nın en iyisi olan Mierzejewski'den milli takımda da oldukça çok şey bekleniyordu.Adrian'da bunun farkında ve Smuda'nın onu kadroya davet etmesi Adrian için büyük bir şans.Bu şansı iyi değerlendirirse hem kendisine güvenenleri yanıltmamış olur hem de klasını ispatlar.Hala Trabzonspor'un 10 numarası olabilecek olduğuna inanıyorum.Silkelen Adrian !

Ludovic Obraniak : Obraniak Lille'nin istikrarlı oyuncularından birisiydi.Özellikle Lille'nin şampiyon olduğu(geçen) sezon Sow,Hazard ile birlikte harika işler çıkarıyordu ancak bu sezon o da çeşitli nedenlerden dolayı bu sezon Lille'de sıkıntılar yaşadı ve devre arasında Bordeaux'a transfer oldu ve yavaş yavaş toparlanmaya başladı.27 yaşındaki ofansif ortasaha oyuncusu forvet arkasında ve kanatlarda görev yapıyor.Bu turnuvada Obraniak da silkelenip kendisini toparlamak istiyor.Eğer Obraniak kendisi gibi oynarsa  takımının lideri olup takımı sırtlayabilir.Bunun için Obraniak'ı itecek bir güç ve şans lazım.

Damien Perquis : Polonya'nın bu yıllarda ihtiyaç duyduğu mevkilerden biri, stoper.Fransa doğumlu ve bu üst düzey ligde (Ligue 1) yetişip oynayan bu Polonyalı stopere oldukça ihtiyaçları vardı.Sert, savaşçı ve dinamik bir oyun tarzı olan Perquis Sochaux'ta her maça ilk onbirde başlıyor.Hatta Lille'de kendisiyle ilgileniyordu ta ki sakatlanasıya kadar.Turnuva öncesi talihsiz bir sakatlık yaşadı ve hala düzelmiş durumda değil.Turnuvanın neresinde yetişir, yetişirse ne kadar verimli olur tartışılabilir.Turnıvaya şanssız başlayan isimlerden biri.

Sebastian Boenisch : Klose ve Podolski gibi Almanya-Polonya karışımı olan ancak özünü unutmayıp milli takım seçiminde Polonya'yı seçen sol bek oyuncusu.Güzel bir çıkış yakalamıştı ancak 1,5 yıl süren büyük bir sakatlık yaşadı ve ardından da bir daha toparlanamadı.Bu sezon sadece yedek takımla 3 maçta ilk 11de fırsat bulabildi.Oyuncunun zaman zaman yakaladığı boşluklarda güzel ortalar açabilmesi belirgin özelliği.Herşeye rağmen kadroda kesinlikle olması gereken bir oyuncu ancak yaşadığı sakatlıklar dolayısıyla pek verimli olacağını zannetmiyorum.Umarım bu uğurlu taşı kendisine uğur getirir.

Lukasz Fabianski : Arsenal'de de milli takımda da Szczesny'nin arkasında bekliyor.Bu sezon 7-8 maçı zor gördü.Bu nedenle basın tarafından yerine Kuszczak'ın alınmasını yazanlar da oldu ancak Kuszczak'ın da az forma şansı bulduğunu ve oynadığı ligin de Championship olduğunu unutmamak gerek.Fabianski hiç bir zaman Arsenal kalesini tam anlamıyla devralamadı.Zamanında Rene Adler'le Petr Cech'le kıyaslanıyordu ancak Fabianski yerinde saydı.Kadronun formalite isimlerinden.

Pawel Brozek: Wisla'da iken çok kaliteli bir santrafordu.Özellikle son vuruşları çok üst düzeyde olmasa da kaliteli vuruşlar çıkarabiliyordu.Hatta bu kadroya seçilmesinin nedeni büyük ihtimalle o zamanki performanslarıdır.Zira ne Trabzon'da forma giyebildi ne Celtic'de.Tek forvetli sistemde Lewandowski'nin yedeği olarak kalacaktır.Smuda çift forvete dönerse bir ihtimal formasına kavuşabilir.

Diziliş ve Tahmini 11
Smuda'nın çeşitli varyasyonlardan sonra 4-2-3-1 sisteminde karar kıldığı son birkaç maçtır görülmekte.Karşısındaki takıma göre zaman zaman önde basıp kısa paslarla geliyorlar zaman zaman da hızlı savunma yapıp kontralarla yükleniyorlar.
  • Kalede Arsenalli Szczesny banko.Savunma dörtlüsünde ise sol bek dışında hemen hemen net gibi.Sağ bek Piszczek, stoperler Wasilewski, Perquis (sakatlığı düzelmezse Celeban veya Glowacki de davet edilebilir.)
  • Sol bekte ise Boenisch'in yaşadığı sakatlık olmasa banko gösterebilirdik ancak sakatlıktan sonra tam kendine gelememiş bir görünüm çizmesi nedeniyle Wawrzyniak veya Dudka da sol beke çekilebilir.
  • Ortasahada ise çift ön liberonun önünde iki kanat ve bir forvet arkası oyuncu (Obraniak veya Mierzejewski)
  • Ön liberoda yer alacak iki kişilik yere bence şuanki kadrodan üç net aday var.Hatta oyun tarzına göre kimlerin oynayacağı da net gibi.
  • Biraz daha dirençli bir Polonya oynayacaksa Dudka - Murawski, savunmayı düşünen bir Polonya içinse Dudka - Polanski ikilisinin oynayacağını düşünüyorum çünkü bu mevkiler biraz daha tecrübe isteyen mevkilerdir ve bu üç oyuncu Polonya'nın şuanki kadrosundaki -tecrübe ve yeterlilik açısından- en ideal isimler.
  • Sağ kanatta kaptan Kuba'yı göreceğiz.Onun defansif yanı da turnuvada büyük bir artı olacaktır.
  • Sol kanatta ise Rybus'u göreceğiz büyük ihtimalle.Bu turnuvada neler yapacağını en çok merak ettiğim isim o.Ekstra şutları takımı rahatlatabilir.
  • Takıma atak anlamında liderlik yapacak iki isim var ve bu ismin mevkisi forvet arkasında olacak ancak kim olacağı henüz net değil.Smuda Adrian ve Obraniak arasında kararsız.Kamptaki durumuna göre birisi seçilecek bence Obraniak tecrübesiyle bir adım önde.
  • Takımın artı yanı sağ kanadı, çünkü Piszczek-Kuba hatta Lewandowski iki sezonu aynı takımda geçirdiler ve birbirlerini çok iyi tanıyorlar.
  • Forvette ise Lewandowski tek tercih.Ancak Polonya zaman zaman çift forvete dönebiliyor.Çift forvete dönülürse ikinci tercihin Kucharczyk olması gerektiği kanaatindeyim.
Turnuvadaki Şansı

2009'dan beri sadece hazırlık maçına çıkıyor olmaları onlar adına büyük bir dezavantaj.Polonya -son zamanlara bakarsak- turnuvalarda şansı dönmeyen bir ekip.Son maçlarında belirgin bir düşüş yaşasalar da evsahibi olmaları büyük avantaj ve gruplarındaki takımların birbirlerine denk olmalarından dolayı (Rusya, Çek Cumhuriyeti, Yunanistan) Polonya'nın evsahibi avantajıyla Rusya ile beraber önde görüyorum.Basit hatalar yapıp geriye düşmezlerse Polonya yarı finali rahat görebilecek potansiyelde.
Ancak Polonya'nın genç bir takım oluşunun da büyük bir dezavantaj olduğunu unutmayalım.Uluslararası turnuvalarda başarının önemli payı tecrübeden gelir ve Polonya takımı bundan mahrum durumda.Ancak ne olursa olsun ekibin ortaya iyi bir futbol koyacağını düşünüyorum.

2 Haz 2012

Alsancak Stadı Nedir-Ne Olacaktır?

Dile kolay 102 yıl..Bu yıl kavramlarını genelde kulüpler için kullanırız.Ancak -resmi rakamlarla 83- 100 yılı deviren bir stadımız var; Alsancak Stadı.

Yıkılması gündemde olduğu için İzmirliler sosyal medyada dikkat çekip kamuoyu oluşturmak istiyorlar.Önümüzdeki günlerde ise neredeyse bütün İzmirli taraftarlar hep birlikte yürüyüşe çıkacak.

Alsancak Stadı Neden Önemli?
Alsancak Stadı 1910'dan beri Türk futboluna hizmet veren, Türkiye'de futbolun ilk oynandığı (Panionios ile) ve ülkemizin ayakta kalan en eski stadıdır.
Altay, Göztepe, Karşıyaka, İzmirspor, Altınordu, Ülküspor, Altınay ve nicelerini tek çatı altında toplayan, her İzmirlinin hatıralarının bulunduğu stadtır.
Şehrin göbeğinde bulunan, ulaşımı kolay bir stadtır ve Alsancak-Güzelyalı hattındaki önemli çadırkent bölgelerinden biridir.


Alsancak Stadı'ı neler gördü ?

  • Türkiye Ligi'nin ilk maçı ve ilk golü (İzmirspor - Beykoz)
  • Türkiye'de oynanan ilk kıtasal kupa (şimdiki UEFA) yarı finali (Göztepe - AS Roma) ve (Göztepe - Ujpest FC)
  • Gürsel Aksel, Mustafa Denizli, Vahap Özaltay, Sait Altınordu, Metin Oktay, Semih Şentürk
  • 4 Türkiye Kupası Finali
  • Türkiye'deki ilk Universiade
  • Anadolu'dan çıkan ilk şampiyon (Trabzonspor)


Alsancak Stadı'na Konuk Olan Avrupalılar

Alsancak Stadı'nın Yıkılması Neden Gündemde?
Türkiye'nin Euro 2020 adaylığı ve İzmir'in Expo 2020'ye aday olmasından ve İzmir'de bir çok etkin futbol kulübünün olmasına rağmen eski ve yetersiz stadlara sahip olması bu büyük kentin marka değerine zarar veriyor.
Bu nedenle Toki İzmir'in kuzey (Örnekköy) ve güney (Sarnıç veya Uzundere) aksına iki tane stad inşa etmeyi planlıyor.İlk yapılacak olan Örnekköy stadı için gerekli olan bütçe, Gençlik ve Spor Gen.Müd.'e ait olan Alsancak Stadı'nın Maliye Bakanlığı'na devri (81 Milyon TL) ile sağlandı.
Maliye Bakanlığı da bu "gayrimenkulü" satacak tabii ki.Ardından AVM ve iş merkezi olması fikri revaçta.
Alsancak Stadı'nın Eksisi Yok Mu?
Pek tabiiki var hatta çok fazla.60 lı yıllardan beri stadın yetersizliğiyle mücadele ediliyor.Eski ve mütevazi stadın son düzenlemeleri 2005 Universiade öncesi yapıldı.Stad neredeyse dökülecek halde ve alanı dar.Yani Toki'nin planladığı UEFA standartlarında 30 bin kişilik bir stad yapılması söz konusu olamaz.Şehirin tam ortasında olmasının artıları olduğu gibi eksi yönleri de var trafik gibi..Bu haldeki Alsancak Stadı kent açısından çok berbat.
Alsancak Stadı'na Alternatif Ne Yapılabilir?
Atatürk Stadyumu'nun olimpik olması nedeniyle ne taraftar etkisi hissedilebiliyor ne de futboldan keyif alınabiliyor.Futbolumuzun Alsancak Stadı gibi Buca Arena gibi zemine yakın stadlara da ihtiyacı var.
Ancak İzmir gibi Türkiye'nin 3.büyük kentine UEFA standardına uygun stadyum yakışır.


Alsancak'ın da merkezde oluşu ve tarihinin de etkisiyle kendi yapısının korunup 10-12 bin kapasiteli bir butik stad yapılabilir.Ancak Bundan sonra zor gibi görünüyor..

Şu Üç Kareye Dikkat
 
Şimdi Alsancak ne demek anlaşılmıştır umarım

Göztepe'den Bir Transfer Daha - Aytek Aşıkoğlu

1.Lig'in transferde -en azından şuana kadar- en hızlı takımı Göztepe, Çaykur Rize'den Aytek Aşıkoğlu ile transferlerine bir yenisi daha ekledi.

Hüseyin Kalpar'ın kadrosunun "fix" isimlerinden biri olan Aytek, özellikle geçtiğimiz sezon başında yani Kalpar hoca Rize'deyken kadronun banko oyuncularındandı.Ancak Giray Bulak nedensiz bir şekilde kendisine forma şansı vermedi.


Ligin gedikli stoperlerinden olan Aytek boyu fazla uzun olmasa bile fizik gücü iyi, ligi iyi tanıyan ve lige uygun stoperlerden biri.Zaman zaman sert oyunu ile olumsuz eleştiriler alabiliyor, ayrıca duran toplarda takımına skor anlamında sürpriz katkılar verebiliyor.Geçen sezon -onu da Ç.Rize'den- kattığımız Evren Kürkçü'nün yanına partner olacak Aytek ligin iyi stoperleri arasında gösteriliyor.

Aytek'in gelişiyle Önder'in gidişi kesinleşti.Zaten başkan İmam Altınbaş'ın açıklamaları da bunu doğrular nitelikte.(İstanbul takımlarında oynayıp ekmeğini kazanmış, oyuncularla değil başarıya aç isimlerle çalışacağız)

Önder Turacı gerçekten büyük oyuncu kabul ama Göztepe'deki kademe ve zamanlama hataları Göztepe'ye çok puan kaybettirmiştir.Gereksiz masraftır.Hayırlısı olsun.

Ramazan Kahya ve Türker Demirhan ile yolların ayrılacağını bir önceki yazımda yazmıştım zaten, ayrılıkların devamı gelecektir.

Ayrıca Göztepe'nin transfer gündeminde Gaziantep BB'nin İzmirli 10 numarası Kenan Aslanoğlu var.O da ligimizin gedikli isimlerinden.30 yaşındaki tecrübeli isim sağ kanatta ve 10 numara olarak görev alabiliyor.Bileklerine hakim, Süper Lig düzeyinde bile oynayabilecek olan iyi bir ofans oyuncusu.Kulüp de oyuncu da birbirlerini istemiyorlar.Ancak Kenan'ın bonservisi GBB'nin elinde olduğu için Göztepe ile bonservis konusunda biraz pürüz var.Kısa zamanda hallolacaktır.

Ayrıca Buca'lı Zafer Çevik ile de Göztepe'nin adı anılıyor.

  © Blogger template 'iNY' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP